|
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Tedavi Hizmetleri Kurumu ilgililerine;
( Sağlık Bakanlığına gönderilmek üzere )
Ülkemizde Sağlık Bakanlığının geçtiğimiz yıllarda doktor kontrolünde ki Güzellik Merkezlerinin düzenlenmesi yönünde çıkarılmış olan yönetmelik, Dermatoloji ve Plastik cerrahi derneklerinin itirazları sonucunda halen tartışılmaktayken ; “ epilasyon tedavilerinin estetisyenlerin kontrolündeki güzellik salonlarına IPL kullanımı ile izin verilmesi talebi” olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız
Biz uzun yıllardır bu alanda çalışan doktorlar olarak bu talebin ciddi bir kaos ve tehlikelere yol açabilecek yanlış bir karar olduğunu sizlere iletmek mecburiyetindeyiz.
1- İnsan vücudunda değişiklik yaratabilecek her türlü girişim tıp eğitimi almış doktorların sorumluluğuna bırakılmıştır. IPL ( Yoğunlaştırılmış Işık Atışı ) sistemleri doku düzeyinde lazer sistemlerinden çok farklı bir etki oluşturmayıp termal hasar yaratmak amacındadırlar.
Termal hasara dayanarak tıpta bir çok tedavi uygulaması yapılmaktadır ama zayıf termal uygulamalar tıbbi değildir anlamı asla çıkarılmamalıdır.; örneğin iki atışın üst üste geldiği bir IPL atışı sonuçta lazer ile aynı tıbbi etkiyi doğuracaktır.
2- Bu cihazlar ülkemize de tıbbi cihaz statüsünde (CE belgeli ) girebilmektedirler. Avrupa da bir cihazın CE belgesini alıp medikal cihaz sınıfına girebilmesi için insan vücudunda “etkili ve zararsız” olduğu önce kanıtlanmaktadır . Non-medikal sınıfına giren diğer ( CE belgesi gerektirmeyen ) cihazlarında hiçbir tıbbi bir etkisinin bulunmadığı da açıktır; yani “etkisiz ve zararsızdır” lar. O zaman bu cihazlarla ne yapılacaktır.
Epilasyon gibi cilt altında yüksek ısı gerektiren tedavilerde yetersiz olan bu cihazlar, zaten kıl tedavisinde başarılı olamayıp halkımızı hayal kırıklığına uğratacaktır. Daha sonrada talebe cevap verebilmek içinde daha pahalı ve yüksek enerjili IPL sistemlerine, lazerlere yöneleceklerdir. Bu cihazların cilt üzerindeki etkileri ise tıbbidir ve komplikasyonlara açıktır.
3- IPL ışık sistemleri sadece epilasyon için kullanılmamaktadır. Işığın gücü ve başlıkları ayarlanarak leke tedavisi, akne tedavisi, kılcal damar tedavisi, kırışıklık tedavisi, cilt yenileme ve daha birçok cilt hastalıkları tedavilerinde de kullanılmaktadır.
Işık enerjisinin kontrollü verilebilmesi de zordur ve pahalı ,kaliteli bir sisteme sahip olmalıdır, hele filtrelerin ömrü azaldığında enerjinin kontrolü de iyice zorlaşır. Böylesine değişken bir gücün insan vücudunda uygulanabilmesi için sadece cihaz eğitimi değil, tıp eğitimi ve sorumluluk gerekmektedir.
Amerikan Lazer Birliğinin aldığı yeni karar ise şudur: “IPL sistemleri tamamen lazer etkisine eşdeğer olup, tedavi prensipleri ise lazer uygulamaları için kabul edilen kurallar ile aynı olmak zorundadır”.
4- Ülkemiz, eğer böyle bir izin çıkarsa her güzellik uzmanının ve işini uydurmaya hazırlanan kuaförlerin bütçesine uygun, yüksek sarfiyatlı ve etkisiz IPL (ışık) sistemleri çöplüğüne dönecektir. Yurt ekonomisini bile etkileyecek kadar iştahları kabartan, tehlikeli bir düzenleme olacaktır.Örneğin, Çin malı, kalitesiz IPL cihazları 5000 Euro gibi fiyata pazar beklemektedir.
5- Estetisyenlere Avrupa Birliğinde IPL ile epilasyon yapabilme iznini bazı ülkeler ancak bir doktor sorumluluğunda, iş yeri açabilmelerine izin vermiştir( İngiltere, Almanya ) ; bu, tek başına kullanabilme izni değildir. Aynı tartışmaların yaşandığı başka Avrupa ülkelerinde de aynı kaygılarla, bu izin verilmemiştir ( İspanya Fransa). İzin verilen ülkelerden bazıları da verilen izni iptal etmişken (İtalya ), bazıları da ortaya çıkan şikayetler üzerine kararlarını yeniden gözden geçirmektedir ( Hollanda, vd. )
6- Bu Avrupa ülkelerinde kontrol ve cezalar daha sıkı olmasına rağmen orda bile suistimaller önlenememiştir. Bizde ise güzellik merkezleri halen doğru dürüst kontrol edilemezken, güzellik salonlarında ve kuaförlerde tıbbi cihazlarla zayıflama tedavileri, lazerli epilasyon yapılmakta, buralara çantayla gelen doktor ve estetisyenler dolgu ve botoks gibi tedavilerin yapıldığı duyumlarını almaktayız. Böyle bir izin çıkarsa acaba bu işyerleri, bir de teknolojinin hızla değişimiyle de nasıl kontrol edilebilecektir.
7-Ayrıca, satıcı firmaları denetleyen yasalar yetersizdir. Hangi cihazı kime satacaklarını belirleyen bir yasa ve denetim mekanizması yoktur , yasa konsa bile kontrolü mümkün değildir. Bu durumda kime ne satacakları tamamen kendi insiyatiflerine kalacaktır !
Sonuç:
Netice olarak, düşük enerjili IPL cihazları, herhangi bir etki yaratamayacağından perde arkasında güçlü, medikal IPL lerin kullanılması kaçınılmaz olacaktır ki estetiyenlerinde, satıcı firmalarında zaten bekledikleri izin gerçekte budur. Zaten hiç kimse de parasını çöpe atmak istemeyecektir.
Lazer ve IPL sistemleriyle ilgili bir çok şeyi zamanla öğrendiğimiz bu tür uygulamalar, ,üniversitelere de bile yeni yeni ders olarak okutulmaya başlanmışken, bu tedavi yöntemleri asla doktor olmayan kişilerin sorumluluğuna bırakılmamalıdır.
Halen yürürlükteki yönetmelik ile düzenleme zaten bu karışıklığı önlemek için çıkarılmıştı. Eğitimin daha iyi düzenlenmesi ve kontrollerin devamlılığı halkımızın ihtiyacını görmesi açısından yeterli olacaktır.
Daha sonra, ileriye yönelik bu yanlış karardan dönmek, herkes için maddi ve manevi son derece zor olacaktır. Bizler de dermatoloji ve medikal estetik dernekleri olarak, kanuni haklarımızı kullanarak itiraz edeceğiz; fakat iyi düşünülmemiş bu kararın geri dönüşümü hem zaman alacak hem de bir çok şeye zarar verecektir.
Bir de Türkiye’ ye zayıf etkili çok yüksek sarfiyatlı IPL sistemleri satmak isteyen firmalar için elbette bu mevcut düzenleme değiştirilmek istenecek ve münferit teşebbüslerde bulunacaklardır. Özellikle bu noktaya dikkatinizi çekmek isteriz.
Dernek olarak bu konulardaki görüş ve tecrübelerimizin katkıda bulunacağına inanıyoruz ve gereken her türlü çalışmaya da açığız.
Saygı ile bilgilerinize sunarız.
Medikal Estetik Derneği
|